Çocukluk Anıları ve Sağlıklı Bir Gelecek
Kaçtır bu iki fotoğrafa bakıp derinden bir “ah” çekiyorum. Çocuklarımızın, gönüllerince eğlenebildikleri, koşturabildikleri, sonra hep beraber uyanma heyecanıyla yatağa zıpladıkları anıların neredeyse hiçbiri kalmadı artık. Bir bir yitiriyoruz bağlarımızı. Şehirlerimiz yeşilden uzaklaştı önce. Koca koca binaların arasında sıkışıp kaldık. Kilometrelerce yol alıyoruz da bir ağaca rastladığımız olmuyor. Sonra gönüllerimiz yalnızlaştı. Artık ne birbirimizi ziyaret ediyor ne de herhangi bir vesileyle bir araya gelebiliyoruz. Çocuklarımızın akranlarıyla vakit geçirebilecekleri, büyükleriyle nasıl konuşacaklarını öğrenebilecekleri ve onlara dostluğun, akrabalığın kıymetini anlatabileceğimiz ortamlar giderek azalıyor. Bir evde az koştursalar, “Aman komşu gelir.” tedirginliğine kapılıyoruz. Peki ya yarınlarına ne bırakıyoruz? “Biz küçükken, anneanneme, babaanneme giderdik. Yatakların üstünde zıplar, zorla yatardık. Sabah uyandığımızda burnumuza harika kokular gelirdi. Teyzem ve halam ne g...